Röportajlar

Tmb Başkanı Erdal Eren: Sektörde Ve Ekonomimiz İçin Sürdürülebilir Büyümeyi Önemsiyoruz

Türk müteahhitlerin yurtdışında aktif olduğunu ifade eden Türkiye Müteahhitler Birliği’nin yeni Başkanı Erdal Eren, “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesinde; Türkiye’nin, 44 firma ile Çin’in ardından ikinci sırada olduğunu belirtti. Türkiye Müteahhitler Birliği olarak uluslararası finansman çevreleri ve işveren idarelerle temas halinde olduklarını vurgulayan Eren, yaptıkları girişimler ile yurtdışında orta vadede 50 milyar dolar üzerinde proje üstlenmenin mümkün olacağının altını çizdi. Erdal Eren, İCT Dergisi’nin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Öncelikle yeni görevinizde başarılar dileriz. TMB Başkanlığı’na tekrar seçildiniz. Başkanlık sürecinizi değerlendirir misiniz?

Ülkemizin en köklü sivil toplum örgütlerinden biri olan ve bu yıl 69’uncu kuruluş yıldönümünü kutlayan Birliğimiz, 30 Mart 2021 tarihinde 33. Olağan Genel Kurulunu gerçekleştirdi. Sektörümüzün duayenleri, büyüklerimiz ve meslektaşlarımın teveccühüyle, çatısı altında olmaktan her zaman gurur duyduğum TMB’nin yönetim kurulu başkanlığına yeniden seçildim. Bu görevi daha önce de uzun bir dönem, 2004-2011 yılları arasında üstlenmiştim. Ancak şartlar sektörümüz için yeniden elimizi taşın altına koymamızı gerektirdi. Nitekim, iş dünyamızı ve sektörümüzü temsil gücü yüksek yönetim kurulu üyelerimizle birlikte salgın koşullarına rağmen hızla çalışmalarımıza başladık.

Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren

Yeni dönemde TMB’ de neler değişecek? Ne gibi projeleriniz var?

Tabii bu süreç bir bayrak yarışıdır; temel amaç her zaman önceki yönetim kurullarımızın ülkemiz, sektörümüz ve üyelerimiz için gerçekleştirdiği kıymetli çalışmaları devam ettirebilmek ve mümkün ise bunları bir adım daha ileriye taşıyabilmektedir.

TMB, geçmişten bugüne kadar inşaat sektöründe ekonomik yönden verimli, rekabet gücü yüksek, topluma karşı sorumlu, çevreye duyarlı, sürdürülebilir bir gelişme sağlanmasına öncülük etmeyi hedeflemektedir. Yeni yönetim olarak, biz de elbette bu hedef çerçevesinde projeler gerçekleştireceğiz. İnşaat sektörü için adeta bir mükemmeliyet merkezi olarak çalışmakta olan Birliğimiz, bu çerçevede yurtiçinde öncü bir rol üstlenmekte ve sektöre geleceğin dünyasına dair bir vizyon çizmektedir. TMB üyeliği, yurtdışında da artık marka haline gelmiş “Türk Müteahhitlik Hizmetleri” için önemli bir referanstır.  Dolayısıyla temsil ettiğimiz saygın ve köklü bu meslek kuruluşumuz ile üyelerini doğru biçimde tanıtmak, yurtdışında büyük çaba ve emekle elde ettiğimiz imajımızı daha ileriye taşımak bir diğer önceliğimiz olacak. Ülkemizde 400 bin dolayında müteahhit olduğu ifade edilirken TMB üyesi firma sayısı 120’dir. Bizim asıl işimiz mühendisliktir ve bizler mühendislik ile mimarlık eğitimleri almış, mesleğin etik değerlerini benimsemiş bir grubun temsilcisi olarak faaliyet göstermekteyiz. Bu nedenle, mevcut şartlar gündelik sorunları öncelikli kılmış olsa da ülkemizde geleceğimizin teminatı olan yapı güvenliğinin sağlanması, sektörümüzün yurtiçi yapılanmasının sağlıklı biçimde tamamlanması, yaşanabilir şehirleşme süreci, üyelerimizin küresel alandaki rekabetçiliği ve pazar paylarının korunarak artırılması hedefleri yine projelerimizin temellerini oluşturacak. Ayrıca çalışmalarımızla ülkemizde sivil toplumun gelişim sürecine katkı sunmaya devam etmek suretiyle de sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek arzusundayız.

TMB üyelerinin birçoğu yurtdışında birçok önemli proje gerçekleştiriyor. Bu bağlamda Türk firmalarının yurtdışındaki çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

İstihdam potansiyeli ve 200’ü aşkın alt sektöre yarattığı talep ile de öne çıkan inşaat sektörünün ekonomiye sağladığı bir diğer önemli katkı, Türkiye’nin rekabet gücü en yüksek faaliyet alanlarından biri olan yurtdışı müteahhitlik hizmetleri ve inşaat malzemesi ihracatı ile ülkeye sağladığı döviz geliridir. İlk kez Libya pazarı ile 1972 yılında yurtdışına açılan müteahhitlerimizin neredeyse yarım asırlık bu serüveninde iş portföyümüzün 420 milyar ABD Doları’nı aşan yaklaşık 11 bin projeye ulaşmasının mutluluğunu yaşıyoruz. Geçen zamanda Türk inşaat sektörü, pazar çeşitliliğini artırırken aynı zamanda dünya liginde birer marka haline gelmiş ve katma değeri oldukça yüksek projeler üstlenir olmuştur. Ayrıca tüm dünyada referans olarak kabul edilen uluslararası inşaat dergisi ENR’ın “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesinde; Türkiye, 44 firma ile Çin’in ardından 10 yılı aşkın süredir ikinci sıradadır. Söz konusu firmalarımızın 39’u TMB üyesidir. Müteahhitler üstlendikleri projelerde imkanlar dahilinde Türk malı tercih etmeleriyle de önemli ölçekte inşaat malzemeleri ihracatı gerçekleştirerek ekonomiye katkı sağlamaktadır.

TMB ağırlıklı olarak dünyanın hangi ülkelerinde çalışıyor, en çok hangi tür projelere ağırlık veriliyor?

TMB üyeleri, Türk müteahhitlerin yurtdışındaki işlerinin %90’ından fazlasını gerçekleştirmektedir. Sektör olarak bir taraftan Avrasya ve Orta Doğu’da aktif olunan geleneksel pazarlar, diğer taraftan da başta Sahra-altı olmak üzere tüm Afrika, Uzak Doğu ve Latin Amerika ülkeleri yakından takip edilmektedir. Rusya halen lider pazarımızdır.  Rusya’dan sonra Türkmenistan, Libya ve Irak, bugüne kadar üstlendiğimiz proje tutarı itibarıyla sektörümüz için ilk sıralarda yer almayı sürdürmektedir.

İş yelpazesi oldukça geniş olan müteahhitlerimizin yıllar itibarıyla havalimanları, metrolar, enerji santralleri, boru hatları gibi katma değeri yüksek projeler üstlendiği dikkat çekmektedir. Bugüne kadar üstlenilen projeler içinde ise ağırlık; konut, karayolu, köprü, tünel, ticaret merkezi, enerji santrali ve havalimanı projelerindedir. Diğer taraftan, mevcut rekabet şartlarında katma değeri daha yüksek projeler için sektörün daha büyük bölümünde inovatif çalışmaların faaliyetlere adaptasyonunun büyük önem taşıdığı da muhakkaktır. Bu konuda da araştırıyor, inceliyor ve çalışıyoruz.

TMB olarak pandemi gölgesinde geçen 2020-2021 dönemi ile ilgili genel bir değerlendirme yapar mısınız? Sektör pandemi ile çalışmaya adapte oldu mu?

Sektörümüz açısından 2018 ve 2019 yılları zorlu geçmiş, yaşanan Covid-19 salgının etkisi de mevcut kırılganlıkları artırmıştır. Elbette pandemi şartlarına ayak uydurma gayreti içerisindeyiz. Ancak sektör, riskin büyük olduğu şantiye ortamı ve uzaktan çalışmaya kısıtlı izin veren doğası gereği salgından oldukça fazla etkilenmiştir. Salgının kendisi kadar, alınan tedbirler kapsamında da programlar aksamış, yurtiçi ve yurtdışı projelerde önemli yavaşlamalar yaşanmıştır. Zamanla projelerden bazıları dururken, bazıları da tasfiye edilmiştir. Emtia fiyatları ve döviz kurlarında yaşanan yükseliş ile birlikte sektörde girdi maliyetleri de oldukça yükselmiş, finansal ve operasyonel sorunlar büyümüştür. Firmaların, fiyat farkı ödemesi veya şarta bağlı olmayan fesih ihtiyacı artmıştır. Salgının ortaya çıktığı 2020 yılında yurtdışında da 20 milyar ABD Doları tutarında yeni proje hedefi yakalanamamıştır. Bu yıla dair öncü rakamlar ise yurtdışı müteahhitlik alanında bize daha iyimser olma imkânı veriyor gibi…

2021’in ilk yarısını geride bırakmak üzereyiz. Bu bağlamda yılın ilk yarısına bakarak, yılın ikinci dönemi hakkında ne gibi öngörüleriniz var?

Ekonominin lokomotifi olma özelliğinin yanı sıra yüksek istihdam potansiyeli ile işsizlikle mücadelede öne çıkan inşaat sektörümüzün 2020 yılında %3,5 küçülmesi, bazı önemli tedbirler alınması gerektiğine işaret ediyor. Nitekim sektörel istihdamdaki kayıplar, artan borçluluk ve nakit akışı sorunları diğer alt sektörlerle olan ilişkimiz kapsamında ekonominin geneline yansıyor.  İlerleyen dönemde elbette aşılama çalışmalarının  başarısı her ülkede kritik rol taşıyacak. Bu çerçevede dünyada ve ülkemizde ortaya çıkacak piyasa koşullarına yönelik   politikaların önemi de artacak. Bu doğrultuda yılın ikinci yarısından itibaren ekonomimiz ve sektörümüzde daha olumlu bir tablonun ortaya çıkmasını diliyoruz.

Dünya ekonomisinde yeniden büyümeye dönüş beklentileri çerçevesinde yurtdışında ise müteahhitlerimiz için yeni fırsatlar ortaya çıkacaktır. Başta Sahra-altı Afrika olmak üzere ülkelerin gündeminde yer alacak kalkınma hamleleri ve altyapı ihtiyaçlarında riskli bölgelerde uygun maliyetle ve kaliteli iş yapıyor olması avantajımız… Yükselen petrol fiyatları çerçevesinde güçlü olduğumuz geleneksel pazarlarımız da süreçte öne çıkıyor. Sektör bu doğrultuda yurtdışında yıllık 20 milyar ABD Doları hedefini koruyor. Öte yandan, yurtdışında finansman temininin önemi rekabetin arttığı mevcut şartlarda artmış durumda ve sektörün güçlü olduğu coğrafyamızda izlenecek hassas ve proaktif yaklaşımlar artık daha önemli…

 

Pandeminin 2022’de etkisini yitirmesi bekleniyor. Bu bağlamda pandemi sonrası 2022’de sektör ne durumda olacak? Değerlendirebilir misiniz?

İnşaat sektöründe yurtiçinde 2018 yılında başlayan ve şu anda da süren küçülme sürecinin, başta işsizlik olmak üzere ekonominin geneline ciddi yansımaları mevcut. Bu çerçevede sektörün desteklenmesi ve yurtiçindeki yapılanmasının sağlıklı hale gelmesi önem taşıyor.  Bu doğrultuda önümüzdeki dönemin en temel sorunu, ekonomide olduğu gibi sektördeki kırılganlıkların azaltılması ve sürdürülebilir büyümenin sağlanması olacak. Salgınla iyiden iyiye hızlanan dijitalleşme çerçevesinde inşaat faaliyetlerine inovasyonun, verimlilik artışının daha önemli hale geleceği açıkça görülüyor. TMB olarak, bizim de tüm bu konularda temaslarımız, çalışmalarımız, ilgili makamlarla temaslarımız sürüyor.

Yurtdışında da proaktif politikalar geliştirmenin gayreti içerisindeyiz. Türk inşaat sektörünün dünyada ortaya çıkan fırsatlardan azami biçimde yararlanabilmesi için uluslararası finansman çevreleriyle, işveren idarelerle temas halindeyiz. Dış temsilciliklerimizden yakın bir işbirliği görüyoruz. Sektörümüz için yurtdışında orta vadede 50 milyar ABD Doları üzerinde proje üstlenmek mümkün olacak. Gerekli düzenlemelerin yapılması halinde ilerleyen dönemde sektörün yurtdışında istihdam ettiği Türk işgücü sayısını 100 bine çıkarmayı da hedefliyor, bu konuda ilgili bakanlık ve kurumlarımızdan süren çalışmalarımıza ivedilikle destek bekliyoruz.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Yurtiçinde şu an öncelikli diğer gündem maddemiz; Birliğimiz girişimi ile sektörümüzün öncü 8 sivil toplum kuruluşu olarak başlattığımız “Depreme Karşı Tekiz” girişimidir. Bu çerçevede “yapı müteahhitleri için yeterlilik sisteminin uygulanması, güçlü yapı denetimleri, imar mevzuatının geliştirilmesi ve deprem odaklı kentsel dönüşüm” başta olmak üzere depremle mücadelede ilk önerilerimizi ortaya koyduk. Ülkemizde devam eden kentsel dönüşüm çalışmalarının deprem bakış açısıyla sürdürülmesinin ve hızlandırılmasının önemini vurguluyoruz. Ortak Girişim Grubu olarak ilgili kurum ve kuruluşlarımızın desteğiyle konuyu gündemde tutmaya devam edeceğiz.

 

iturkiye

Bir cevap yazın